Fatih olmak mı Fatihler yetiştirmek mi daha muteber?

 Bugünlerde en başarılı Türk kimdir sorusu hep aklımda. Peki biz nasıl o listeye kendimizi ekleyebiliriz, o da ayrı bir muamma. Elbette bir çok isim sayılabilir Türk olarak, ancak Fatih'in verdiği mücadele bambaşkadır elbette. 

Kolay Fatih olunmuyor, kolay Yavuz olunmuyor, Kolay Sultan Hamid olunmuyor. Büyük Selçuklu yok oluş çölünde iken dirilmesi elbette kolay olmadı. Ertuğrul Gazi, Haçlıların sınırında devamlı tehdit altında olmasaydı bu kadar uzun sürecek bir imparatorluk kurabilir miydi? Timur gibi kısa süreli fırtına, Cengiz gibi tsunami olmadan gönülleri fethederek muntazam bir medeniyet inşa etmek kolay olmayacaktı elbette.

Ve bugün bizler, gafletin en ücra köşesine sinmiş, ha bire bir şeyler istemekte ha bire daha çok akçe isterük diyen devşirme ve isyankâr yeniçerilerden ne farkımız var? Hakikaten, "Gafil ne bilir?".

Refah seviyemiz artıkça, ahlak seviyemiz neden azalır ki? İnsanın bedeni büyüdükçe ve yaş aldıkça, neden ruhu zayıflar ki? Nedir bunun ilacı? 

Tarih şuuru neden önemli, tarihi karakterlerin psikolojileri ve verdikleri mücadele neden önemli, var mı daha anlamayan?

Kendini ve çekirdek aileni kurtarmak mı, dünya sıkıntılarından yahut ahiret sıkıntılarından; yoksa bütün masumları, yüreği ve kalbi temiz kalpleri ailenin bir ferdi görerek, hepsinin kurtuluşu için kendini feda etmek mi? İşte bunu başaranlar Fatih oluyor. Düşünün ki, kardeşlerini milyonlarca insan için feda ediyor. Peki hangimiz yapabiliriz?

Hiç birimiz bu kadar fedakâr olamayız. Bugün elbette bir Fatih olamayız. Ancak Fatih olmaya aday insanlar yetiştirebiliriz. Hz.Muhammed gibi güzel ahlaklı nesiller yetiştirebiliriz. Kiminin bahtına Fatih olmak düşer en ağır imtihanlar karşılar onu, kiminin bahtına Akşemsettin olmak düşer, Fatihler yetiştirir. 

Evet bugün, bu düşüncelerin sahibi olan ben. Ben olmak için ne mücadeleler verdim. Konuşmak için, kendini yaratılanlara biçarelere ifade edebilmek için ne mücadeleler verdim, en iyi Rabbim bilir. Çünkü bunlar onun armağanıdır. 

Peki ya kekeme olmasaydım, etrafımdakiler gibi konuşan birisi olsaydım, etrafımdaki insanlar gibi olmaz mıydım? Hanımlar ile bu denli mesafeli olabilir miydim? Makine Mühendisi olabilir miydim? Ya da bu ahlaka sahip olabilir miydim? Tövbe kapılarında dilenen birisi olur muydum acaba yine? 

Hak Teala, muhakkak hakkımızda en hayırlı olanı bilendir, verendir.
Onun verdiklerine de vermediklerine de Elhamdülillah !!


Volkan YILDIRIM
Yusufeli-16.06.26(01:10)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Canım Türkistan, Gönlüm Aksa, Yüreğim Bosna

Gözlerim seni arar, gönlüm sana yorar bu suskunluğumu. Düşerim yollara, geçemem Farisi diyarından, kaçamam Ermeni yarından. Kanat taksalar, ...