Canım Türkistan, Gönlüm Aksa, Yüreğim Bosna



Gözlerim seni arar,
gönlüm sana yorar bu suskunluğumu.
Düşerim yollara,
geçemem Farisi diyarından,
kaçamam Ermeni yarından.

Kanat taksalar,
bıldırcınlara yem ederler beni.
Gönlüm sende,
yüreğim sende Ey Türkistan.
 
Kan ağlama nolur,
bekletme bizi.
Misafir olsun rüyalarımıza davetin,
İlle de gel, gel desin,
kocamış dedeler neneler.
İki elim kanda olsa dahi koşup gelebilsem atayurduma.

Müslümanlıkla yoğrulan,
kardeş hasretiyle kavrulan,
kâfir eliyle vurulan,
değildir bizden gayrısı.

Gören bilen duyan var mı, nerede Hâce'miz.
Hani Arslan Bey bir lokma getirmişti Peygamber sofrasından.
Hikmetli şiirlerini dinleyerek ferahlamak diler yüreğimiz.
Ayırdılar, paramparça ettiler bizi, ta Boraltan'dan.

Söz verdiler, And içtiler geçmek için Danişment Saltuk diyarına,
Gaye vatandı, gaye istiklâldi, gaye Rıza-i ilahi idi.
Alındı emanet, alındı ümitler, çıkıldı denizi kara olan bir anakaraya.
"Geldi! Geldi kurtuluş vakti."dediler ey ümmet-i Muhammed.

Kara Fatmalar, Çarşaflı Neneler, Ayşe bacılar, Sabit dedeler, Mevlüt dayılar
Cephe asker bekler, top bekler, aş ekmek bekler.
Gayrı beklemesin müslüman ana, kocasının, evladının dönüşünü.
Satsın namusundan gayrı elde neyi varsa
askerlik bilmeyen zengin Ermeni'ye Rum'a.

Açıldı dualarla, kurbanlarla mebus meşveretgâhı.
Olmadı, beğenilmedi milletin mebusları, lağvedildi meşveretgâh.
İkincisi toplansın, şunlar şunlar gelsin dendi.

Yaban ellerinden gelmişlerdi ya, ellerinde harp planları ile.
Harbi ne o planlar, hangi tarafındı bilen duyan var mı idi.
Heey Kuşçubaşı, Hey Mahsusa, Heey koca sultan Hamidimiz,

Deyin hele, neydi bizden istedikleri, yüzyıl sonra dahi isteyecekleri.
Akif Bey, Halide Hanım, Adnan Bey var mı haberiniz?
Sormayın neyden, sormayın kimden, aman demeyin hepsi bizden hepsi bizden.

Geçin anadan, yardan, yarenden, serden dediler.
Geçtik Köprünün Drama olanından, geçirmediler Boraltan'dan.

Gayrı Engürü inler, Hacı Bayram-ı Veli dinler, kafir toplarını.
Mebuslar İlle de Kayseri der, Başşehir'in bu sefer ki durağı.
Hele durun der Anafartalar ve Filistin'deki savaştan
yalnız başlarına sağ çıkabilen Gaziler.
Yetti, geldi vakti, tamamdı gayrı plan.
Dökelim gayrı Rum'u Ege'ye, edelim talan.
Kahramanlıktır bize müyesser olan.
Tanısınlar bilsinler istiklal kahramanlarını,
Kısmet değil ismet olsun gayrısı.

Geçti gitti bitti o istiklal harbi projesi.
Nihayet bitti o harp yılları, 
gayrı sandık ki artık geldi sıra büyük cihada, yani nefis terbiyemize.

**
Çok yorulduk, Balkan'dan, Bulgar'dan, Yunan'dan. 
Ama yoruldukça dinlendik, dinlendikçe dinledik Hak Kelamı.
Daha bilendik, Halil Kut Paşa ile Amare'de,
Selahattin Adil Bey ile Çanakkale'de süngü olduk saplandık
**


Tek dişli yedi düvel medeniyetine.
haykırdık, alın yasanızı tasanızı tasarınızı defolun bu anakucağından,
sevgi ocağından, erenlerin yarenlerin bucağından.
Siz medeniyet dolandırıcıları, Siz zulmün çanak tutucuları,  siz kendi din gardaşlarınıza dahi zülmettiniz, Haçlı saldırılarında.


Kaybettiler beylerini, kızanlarını, yarenlerini bacılar.
Ama olsundu, vatan için Allah içindi verdikleri kan,
aldıkları can, ayakta tutan en büyük merhemdi iman.
Çıktı yasalar, haykırdık bu cumhuriyetin dini İslaam.

Sonra evet sonra,
Dediler Türklük, dediler Tanrı, dediler Ata biz.



Fatih olmak mı Fatihler yetiştirmek mi daha muteber?

 Bugünlerde en başarılı Türk kimdir sorusu hep aklımda. Peki biz nasıl o listeye kendimizi ekleyebiliriz, o da ayrı bir muamma. Elbette bir çok isim sayılabilir Türk olarak, ancak Fatih'in verdiği mücadele bambaşkadır elbette. 

Kolay Fatih olunmuyor, kolay Yavuz olunmuyor, Kolay Sultan Hamid olunmuyor. Büyük Selçuklu yok oluş çölünde iken dirilmesi elbette kolay olmadı. Ertuğrul Gazi, Haçlıların sınırında devamlı tehdit altında olmasaydı bu kadar uzun sürecek bir imparatorluk kurabilir miydi? Timur gibi kısa süreli fırtına, Cengiz gibi tsunami olmadan gönülleri fethederek muntazam bir medeniyet inşa etmek kolay olmayacaktı elbette.

Ve bugün bizler, gafletin en ücra köşesine sinmiş, ha bire bir şeyler istemekte ha bire daha çok akçe isterük diyen devşirme ve isyankâr yeniçerilerden ne farkımız var? Hakikaten, "Gafil ne bilir?".

Refah seviyemiz artıkça, ahlak seviyemiz neden azalır ki? İnsanın bedeni büyüdükçe ve yaş aldıkça, neden ruhu zayıflar ki? Nedir bunun ilacı? 

Tarih şuuru neden önemli, tarihi karakterlerin psikolojileri ve verdikleri mücadele neden önemli, var mı daha anlamayan?

Kendini ve çekirdek aileni kurtarmak mı, dünya sıkıntılarından yahut ahiret sıkıntılarından; yoksa bütün masumları, yüreği ve kalbi temiz kalpleri ailenin bir ferdi görerek, hepsinin kurtuluşu için kendini feda etmek mi? İşte bunu başaranlar Fatih oluyor. Düşünün ki, kardeşlerini milyonlarca insan için feda ediyor. Peki hangimiz yapabiliriz?

Hiç birimiz bu kadar fedakâr olamayız. Bugün elbette bir Fatih olamayız. Ancak Fatih olmaya aday insanlar yetiştirebiliriz. Hz.Muhammed gibi güzel ahlaklı nesiller yetiştirebiliriz. Kiminin bahtına Fatih olmak düşer en ağır imtihanlar karşılar onu, kiminin bahtına Akşemsettin olmak düşer, Fatihler yetiştirir. 

Evet bugün, bu düşüncelerin sahibi olan ben. Ben olmak için ne mücadeleler verdim. Konuşmak için, kendini yaratılanlara biçarelere ifade edebilmek için ne mücadeleler verdim, en iyi Rabbim bilir. Çünkü bunlar onun armağanıdır. 

Peki ya kekeme olmasaydım, etrafımdakiler gibi konuşan birisi olsaydım, etrafımdaki insanlar gibi olmaz mıydım? Hanımlar ile bu denli mesafeli olabilir miydim? Makine Mühendisi olabilir miydim? Ya da bu ahlaka sahip olabilir miydim? Tövbe kapılarında dilenen birisi olur muydum acaba yine? 

Hak Teala, muhakkak hakkımızda en hayırlı olanı bilendir, verendir.
Onun verdiklerine de vermediklerine de Elhamdülillah !!


Volkan YILDIRIM
Yusufeli-16.06.26(01:10)

Canım Türkistan, Gönlüm Aksa, Yüreğim Bosna

Gözlerim seni arar, gönlüm sana yorar bu suskunluğumu. Düşerim yollara, geçemem Farisi diyarından, kaçamam Ermeni yarından. Kanat taksalar, ...